sırrımı kimselere söylemeyeceğini biliyorum
11/4/2006 · Kategori: öykü
"
Böyle bir duruma hiç ihtiyacım olmadı. Çok nadir de olsa bazen yürürken gözümü anlık kapamalarım oluyordu. Ama, (diyelim) tüm yolu gözü kapalı yürümeyi denemedim. Bırak denemeyi, düşünmedim bile. Anlamı yok çünkü bunun. Gündelik hayatta işime yarayacak bir şey değil.
"Gözün kapalı en fazla ne kadar yürüyebilirsin?" diye yineledi Nur. "Sanırım bir bildiği var" dedim kendi kendime.
"Beni dikkatle dinlersen sana bazı yaşam sırları vereceğim. Buna hazır mısın?"
"Tabi ki" dedim teklifsiz. Beni şaşirtacak nasıl bir sır verebilir ki? Zaten SIR dediğin öyle bir şey ki, bir kez yuvasından çiktiginda kendi benliğini tamamen kaybediyor. Başka bir ifade ile anlatmayı denersem, bir kez paylaşilan "sır" artık "sır" olmaktan çikar. Çünkü o bilgiyi bilen en az bir "başka" kişi daha vardır.
Neyse, bunları söylemedim tabi. Çünkü söylesem hevesini kırmış olurdum ve belki de bana söyleyeceklerinin önüne tıkamış olurdum.
Sonuçta her insan gibi benim de merak damarım kabarmıştı. Diyordum kendi kendime, "bu işte bir bit yeniği olmalı".
"İlk sırrım şu; bildiklerimi sansürsüz ortaya döküyorum. Kim hangisini alırsa, kim hangisinden yararlanırsa yaralansın. Nihayetinde bu da bana emanet verilmiş bilgiler."
"İyi de" dedim, "böylelikle kendi güvenliğini de tehlikeye sokmuyor musun?"
"Hayır" dedi. "Bana gelecek tehlikeleri sezerim."
"İkinci sırrımı lütfen kimseye söyleme. Bu sır çok daha önemli!"
Avuçlarımın içi terlemişti. Sanırım bu anlatılanlar ilgimi çekmisti. Sabırsızlıkla atıldım:
"Lütfen, lütfen söyle, neymiş bu?"
"Sana güveniyorum, bunu kimselere söylemeyeceğini biliyorum. Hatta, bundan eminim. İkinci sırrım..."
Sonra çantasina uzandı. İçini telaşla karıştırmaya başladı. Sanırım bir yazı ya da bir belge çikarip gösterecek. Uzun bir arayıştan sonra bir sigara paketi açtı. Özenle jelatinini çikardi. Paketin ağzını açtı. Çikardigi sigarayı ağzına götürüp bekleme pozisyonuna geçti. Ben ise şaşkınlık modunda onu izliyordum. Çok çok sonraları jetonum düştü. Unuttuğum centilmenliğim için yüzüm kıpkırmızı kesildi. Kendimi salonun vitrinin aynasında görüyordum. Uzanıp çakmagi aldım ve Nur'un sigarasını yaktım. Aklım yoğun olarak ikinci sırdaydı. Elbette bu sırlar üç, dört, beş, altı ve saire uzayıp gidiyordu. Nur uzun bir zaman süreci sonunda sert yengeç kabuğundan sıyrılmış bana sırlarını anlatıyordu. Sigarasının tamamen yandığına kanaat getirince çok derin bir nefes çekti ve uzun süre tuttu.
"Lütfen" dedim, "lütfen artık şu sırrını söyle bana".
Başladı sakin tavırlarla konuşmaya...
"Hayatla bir akit'im var. Çok zaman önce hayatla bir akit imzaladım."
"Hadi ya!" deyiverdim ansızın.
İçimden de, "hay Allah, paylaşacağın önemli sır bu muydu?" diyordum.
"Peki" dedim... "Gözün kapalı en fazla ne kadar yürüyebilirsin?"
"Eğer" dedi...
"Sen elimden tutup da beni yürütürsen, kilometrelerce."
Televizyonda sezonun derbi maçlarından biri vardı. Gözüm oraya takıldı. Bizim takım 4-O gerideydi.
gumanj
İKalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
1 yorum yazılmıştır
Yazan:hussoloji | Tarih: 2006-04-11 15:46:02Konu: Başlıksız Yorum
paylaşım için saol...