papatyanın yapraksız sapı
2/8/2008 · Kategori: günlük
Geldiğim yaşı düşününce hayatın ne kadar kısa olduğunu daha bir idrak ediyorum. Bunca yıl hangi arada geçti? Ya da geçerken ben neredeydim? Matematiksel bir hesap yapsam, şartları da zorlayarak... demek ki yolun büyük bir kısmını çoktan geçmişim. Bundan sonra ne kadar yaşayacağım belli değil.. Ama ne derece sağlıklı olacağım? Bu çok şüpheli. Yani, bir 100 yıl daha yaşayabilecek olsam dahi bunu sağlıklı/ sıhhatli yaşayamadıktan sonra çok faydası yok.
Peki, hayat adına yapılabileceklerin ne kadarını yapabildim? Bazen ömrümüzü "kelebeğin ömrü" ile kıyaslamalıyız. Zaman çok göreceli bir değer. "Yapabileceklerimin ne kadarını yaptım" önemli bir soru.. Tümünü yapabilmek mümkün değil bence. Zaten, hayat gailesi dediğimiz çabalar aslında "ıskarta" yaşamlar. Birşeyler yapıyor görünüp de aslında rutin işlerle uğraştığımız çok oluyor. Tüm bunları "yapılanlar" listesine katmak gereksiz.
Gene de, hayatı bir sinema salonu gibi görüyorum. Birileri geliyor, kendi filmlerini izliyor, başkaları geliyor, onlar da kendi filmlerini izliyor. Herkes aynı filmi izlese bile, filmi kendine göre yorumluyor, kendine göre anlamlandıyor. Ama, dünya filmi oynamaya devam ediyor.
"Dünya filminin senaryosu"nu ne derece değiştirebiliyoruz? İşte "öz" burada. Yoksa hayatın "rutin" olayları zaten "dolgu". Bir can verilmiş bize ve şu an bilemediğimiz gün sayısı sınırlı. Bir papatyanın yapraklarını koparır gibi, birer birer solduruyoruz günleri. Ve bir gün elimizde kalıyor papatyanın yapraksız sapı.
gumanji 2,8,008
Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
4 yorum yazılmıştır
Yazan:ilion | Tarih: 2008-11-01 15:41:25Konu: Sinema salonu
Yazan:hatiralarlaben | Tarih: 2008-09-28 21:49:25Bir an oturup düsünelim, biz insanoglu direk yayin yapilan bir dünyada yasiyor olsaydik ne yapardik?
Burada birseyi belirtmek gerek.
Canli yayinda insanlar bedenlerine istedikleri anda girip cikarlar.
Íkinci el yayinda ise bunu yapamaz ve bir mahkum gibi bedenin tükenisini seyreder.
Yani bedenden disari cikamaz ve bedenin kurulmus oldugu semayi gün, gün izler.Varolan insanin egosunu düsündügümüzde onu hic kimsenin canli yayina sokamayacagi görülür.
Cünkü canli yayinda insanlar gücbirligine giderek sistemde arizalar acmaktadirlar.
Su andaki gelmis oldugu boyutla bile insanlar canli yayini kaldiramamaktadir.
Nedeni ise bu boyuttaki insanin sahip oldugunu sandigi bedeni kontrol edemeyisidir.
Su andaki varolan bedenlere birden fazla kod numarasi yüklenmistir.
Bunlar bir anlamda birer sestir.
Kisi sonucta bu sesleri teke düsüremedikce ikinci el yayina devam edecektir.
Bundan dolayi burasi bir sinema sahnesi gibi isliyor.
Oyunun kurgusuna göre in, sahnede dolan ve zamani bittiginde cik git.
Bunu Ísvecli bir hemsire cok güzel acikliyor.
Otuz yildir son anda ölenlerin yaninda bulunuyor ve diyorki, insanlarin icinde bir program var ve bu herseyden bagimsiz isliyor ben bu kanidayim diyor.
Yani ölüm halindeyken insan o bagimsiz frekansa gecebiliyor demekki.
Ve bu bagimsiz kod iste sekilden sekile giren.
Konu: merhaba
Yazan:kusadasi09 | Tarih: 2008-09-07 00:01:35güzel bir bayram, mutlu saglikli günler, sevdiklerinizle beraber uzun yillar dilegim. kisacasi
iyi bayramlar
Konu: istek
Yazan:hatiralarlaben | Tarih: 2008-08-10 22:43:52sitenizden siteme link verebilmeniz mümkünmü arkadaş olarak falan http://kusadasi09.blogcu.com
Konu: papatyalarve düsen yapraklari
Caresizlik bürümüstü o kocaman gözlerini, sesini kimseye duyuramiyordu.Birden kabuslar icinde uyandi, derin bir nefes aldi.Cok sükür gördügü bir rüyaydi.korkulara sarindi birden ici titredi. yasadigina sükretmisti ama bos yasadigini anlamisti. Tek bir soru gecti beyninden.Hayat devam ediyordu ve yapacak cok sey vardi. Hic bir sey icin gec degildir. insan istedigi mütdetce yapamayacagi sey yoktur. Sevgilerimle....