Mutluluğa Yolculuk

ölüm ko(r)kusu

13/7/2007 · Kategori: günlük

Havayı, derin derin içime çektim. Dedim kendi kendime, "altından/ gümüşten bile değerli bu hava benim için"... yaşam kaynağı. Eğer, gümüş olmasaydı/ altın olmasaydı gene yaşayabilirdim, ama soluduğum (bu) hava olmasa dakikasında ölürdüm. Öylesine değerli hava ve su aslında. Ama nedense sahip olduğumuz değerlerin farkında değiliz çoğu zaman. Çünkü, hayatımızda varlar ve var olmaları sanki garanti.


Oysa, "mutlak garanti" asla yok. Varoluşun "mutlak garantisi" belki de bu. Oyun sürüyor tüm heyecanı ve canlılığı ile. Akıp giden bir dere gibi. Ya, bir gün suyu kesilse. Kuruyup kalıverse yatağı? Yeniden can gelir mi dereye. Canlı sistemleri, cansız sistemlerden ayıran en önemli özellik bu mu? Duran bir kalp tekrar çalıştırıldığında hayat da kaldığı yerden devam eder mi? Kopan bir ip, koptuğu yerden yeniden kaynar mı?


Bir uzun metrajlı filmin ortasındayız. Kopsa da orta yerinden şerit... selobantla yapıştırıveririz. Mecara, kaldığı yerden devam eder. Yeter ki, bizde o yaşam enerjisi bulunsun/ olsun. Sırtı yere gelmez hacıyatmaz gibi diriliveririz. Hayatla yapılan ele-ele/ bilek bileğe güreş bir kez daha kazanılır. Kalp krizinin vurduğu anlarda şiddetli öksürükle yaşama yeniden doğuş gibidir bu. Yaşanacak günler vardır ve daha ötesi, "vade" gelmemiştir.


Ara sıra bahçeyi budamakta fayda var. Tazelemeli/ yenilemeli hayatı. Kabuk değiştirmeli, eski ve köhnemiş birikintileri bir kenara bırakarak. Devinim süregeliyor. Tazenlenmeyi sağlayacak olan yenilenmedir. Bakış açımızı/ inançlarımızı/ alışkanlıklarımızı/ beklentilerimizi/ stilimizi/ vizyonumuzu yenilemeliyiz. Riskleri göze alarak yapabilmeliyiz bunu. Eğer, közü deşelemezsek kor körelir.


Uzun soluklu bir maraton bu hayat. Bir aşamasında da "ben bıktım, gidiyorum" demek yok. Çevremizi saran dostlar bize ışık tutar ve gelecek zamanlara taşır. Beklentileri de çok yüksek tutmamak lazım. İyimserlik/ kötümserlik oranını tadında bırakmalı. "Yaşam sermayesi" herkese eşit verilmiş bana göre. Ama bu potansiyel gücü, herbirimiz farklı performansda kullanıyoruz. Kimi çok başarılı olurken, kimi de sahip olduklarının kıymetini bilemiyor.


"Sayılı gün çabuk geçer" derler mapusluk çekenlere. Düştüğümüz dünya yaşantılarındaki mapusluğumuz da sayılı aslında. Herbir günümüz altın kıymetinde. Ne yazık değerini bilemiyoruz. Değerini anlamak için size iyi bir yöntem: Saymayı geriye doğru yapın. Yani, kaç gününüz kaldığını sayın. Bakın o zaman, bırakın günleri, saatler bile ne kadar pahalı.


100'üme kadar yaşasam yeter diyordum. Tabi ki, önemlisi Allah sağlık, sıhhat, huzur, başarı versin. Gerisi kişisel tercihlerimize kalmış. "Hayat" denen bir oyun var ve bizlerde onun "oyuncuları"yız. "Ölüm çantada keklik" artık. Nereye gitsem, onu da yanımda taşırım; bana hayatın kıymetini hatırlatan "uğurlu bir taş" gibi.


gu;manji 130707 ÇEŞME fenomen.blogcu.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »