eksiltilmis mukemmelligimiz
16/7/2007 · Kategori: günlük
Aklıma düştü.. Eski günlüklerimi karıştırayım dedim. Bakalım 16 temmuz 2007'de astralda neler yaşamışım. Neler hissetmişim, neler duyumsamışım. Algı profilime neler iz bırakmış. Şimdi buradan bakınca, yaşadıklarım rüya gibi geliyor, ayrıntıları hiç hatırlayamıyorum ama, yakalamaya çalışıyorum imajinasyonları.
Çelişkiler ve gerilimler dolu bir İstanbul günü hatırlıyorum sanki. İnsanların geçim ve seçim derdinde olduğu bir İstanbul atmosferi. Bir kalabalık şehir... Bir cadı kazanı. Ahlakî sınavların tavan yaptığı bir alan. Bir yengeç sepetine atılmış insancıklar. Kendilerinin mutlu mu, mutsuz mu olduğundan bi-haber debeleniyorlar yaşam denen sanal oyunda. Oysa ki ,bilmiyorlar herşey kurmaca. Keyifler, acılar, sevdalar, kahırlar, sevinçler... hepsi birer sanrı. Deney labirentine kıstırılmış labaratuvar fareleri gibi çırpınıp duruyorlar.
Önlerine yem olarak konulmuş hırslar, ihtiraslar, ego tatminleri, hayali sınırlar, savunma mekanizmaları. Cezalandırılmışlar ilahi güç tarafından bilinçleri alınarak. Çocuk akıllarıyla küçük dağları kendilerinin yarattıkları avuntusu içindeler. Mutluluk arayışları ise hep DUALİTE peşinde koşmak. Çünkü, egolarına en çok haz veren şey o. Ve, HAZ en çok arzuladıkları. Mutluluklarını HAZza endekslemişler.
Ahlakî kaygılar çok geri planda. Diğer insanlara baskın çıkmak güdülerinden gelen bir istek. Yeme, içme, seks yapma, caka satma, başkalarını kandırma ve sömürme ise hayattan beklentileri. Daha çok para, daha çok mülk, daha çok imkan, daha çok yetki, daha yüksek mevkiler. Herkesin aklında en ince "köylü kurnazlığı" yöntemleri arayışları. Emek, özen ve saygı içermeyen tavırlar, davranışlar.
Bu sistemin, bu düzenin değişebiliyor olmasını beklemek aşırı iyimserlik. İnsanın yaradılışında var bu nitelikler. Atalarından miras olarak bugünlere taşımışlar. İnatla da geleceğe taşımaya can atıyorlar. Belki de onları çok hor görmemek gerek. Çünkü, dünyaya bu şablon ile geldiler. Tiynetleri böyle.
Yeryüzünde, "handikaplı" bir varoluş yarışı var. Kim yazmış oyunu, nedir oyunun kuralı; belli değil ama, "eksiltilmiş mükemmelliğimiz" ile yol almaya çabalıyoruz. Esas olan, dünya yaşantılarından çok AHRET yaşantıları. Elbet eylemleriminiz bir muhasebesini vereceğiz nihayetinde.
İç huzurunuz tam, vicdanınız rahat, aklınız dingin, gönlünüz engin ise, ne mutlu size. Gene de bu mücadele kolay değil. Çünkü, kendinizin kendinizle verdiği bir savaş var. Bu savaş, aydınlanan bilinç ile egonun istekleri arasındaki sürtüşmelerden kaynaklanan bir savaş. Belki gene DUALİTE kazanacak.
gu;manji / fenomen
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
1 yorum yazılmıştır
Yazan:Yusuf Eryigit | Tarih: 2007-07-18 20:05:47Konu: Hatirlatanlar olmasaydi.
Cok agir yazilmis bir yazi, birazda isyan var, varsin olsun.
Ahmet Sivasa gitmeye karar verip yola cikti.
Ízmite geldiginde garajlarda Veliyle karsilasti.
Hos besten sonra Ahmet Veliye Sivasa yolculuk yaptigini, Velide Sivastan geldigini anlatti.
Veli Ahmet,e Sivasta olup bitenleri anlatabilecegini, bosuna oraya kadar yorulmamasi gerektigini anlatti fakat Ahmet gidip kendi gözleriyle görmek istedigini söyledi ve vedalasip ayrildilar.
Burada gecilmesi gereken yolu kimse kesintiye ugratamaz.
Ve kim ne kadar yürümüs ise kendisi icin yürümüstür.
Ahmet veliye ne kadar yol katettigini hatirlatti, Veli ise Ahmet,e önünde daha ne kadar yolu kaldigini.
Ve ikiside payina düseni aldi.
Burada Veli Ahmet,e Sivasi en ince ayrintisina kadar anlatmis olsa bile olay bos seyler olmaktan öteye gitmiyor.
Eger Sivasi anlatacaksan, Ahmet,inde bir bicimde Sivasi görmüs olmasi gerek.
Sayet Ahmet Veliyle karsilasmasaydi, Veli katettigi yolun farkinda olmayacakti.
Kalabalik toplum arasina karistiginda olaya aynen onlar gibi dipten bakiyorsun.
Eger olanlari daha iyi farketmek istiyorsan, piramidi bir kac basamak yukari tirmanmak zorundasin.
Íste bu tirmanisi gerceklestirmek zor.
Bir tek basmagi sicramak bile bilmem ne kadar zamana mal oluyor.
Her seyde bu böyle, icine girmeden yukaridan bakacaksin.
Eger icine girersen bazi seyleri ayirdetmek zorlasiyor.
Su anda yasami iyi gözlemleyen birisi icin Türkiye bulunmaz bir nimettir.
Orasi tam anlamiyla gelismis bir yasam laboratuvarini andiriyor.
Sanat ve edebiyat anlaminda kendisini gelistirmek isteyenler icin harran ovasi gibi bir yer.
Yani tükenecek gibi degil.
Íste burada anliyor insan yolun neresinde kimlerle karsilastigini.
Buda gerekli olan birsey.
Sonucta herkes bir bicimde o dönüsümü tamamlayacak fakat önceden yola cikanlarin ne kadar yol katettigini arkadan gelenler hicbir zaman anlayamayacaklar.