Mutluluğa Yolculuk

duyguların resmi

6/6/2006 · Kategori: öykü

Telefonda bana bir manzara tarif ediyordu.

Ben, bir reklam şirketi adına grafik tasarımlar ve animasyon resimler çiziyordum. Mesleğimi çok seviyordum. Özellikle orjinal ve radikal öneriler geldiğinde sevinçten tavana vuruyordum. Bu iş de, benim geçim kaynağımdı. İnsanın hem sevdiği işi yapıp, hem de keyif alması ne güzel. Geniş bir ekibin uzun uğraşlar sonrasında ortaya koyduğu bir eserin başarıyı kucaklamasının gururunu yaşardık. Projenin hazırlık aşamalarında yaşadığımız sıkıntılar, didişmeler, zaman sıkışmaları, çözümsüzlük semptomları ortaya bir ürün çıktığında yerini coşkuya ve relaks modunda rahatlamaya bırakıyordu. Kafamda "fikir çevirmek", zorluğundan zevk çıkardığım bir eylemdi. Çoğu zaman, gecenin ilerleyen saatlerinde yatağıma giderken aklımda takıntılı vaziyette "parlak bir fikire dayalı resim" beklentisiyle huzursuz bir uykuya gömülüyordum.

 

Hayalimde "otoyol abone geçiş otomasyon sistemi" canlandırmaya çalışıyorum kaç zamandır. Aklıma bazı ip-uçları gelmiyor değil. Biliyorum ki, bu fikri bir olgunlaştırsam köşeleri dönerim. Bu günlerde biraz sıkıntılıyım. İmajinasyonlar canlanıyor hayalimde fakat bir türlü tabloyu tamamlayamıyorum. Hani nasıl derler? Boşa koyuyorum dolmuyor, doluya koyuyorum almıyor. İşin kötüsü, bir yerlerde hatalar yapıyorum; ama nerelerde? Çalışmakla iş çözülse, amenna. Dermanımın son zerresine kadar varım. Sayfalar dolusu bilgisayar programı kodlarını düşünün... Program doğru çalışmıyor. Çünkü, mantık hataları var.

 

İşimin güzel yanlarından biri home-work, yani evimden halledebiliyor olmam. Gece- gündüz fark etmiyor. Kör gecenin bir ortasında sıçrayarak kalktığım çok olmuştur. Evraka nidalarıyla gecenin sessizliğini çınlatmışımdır. Gel-gelelim son aldığım siparişte epey zorlanıyorum. Telefonda bana bir manzara tarif ediyordu. Resim üzerinde duyguları yansıtmam isteniyordu. İçinde öfke, şaşkınlık, tedirginlik, beklenti, hoşlanma, susuzluk, irrite oluş, hayal kırıklığı, heves, taşkınlık, boş bekleyiş, huylanış, tereddüt ve fazlasıyla üzüntü olan! Böyle bir projeyi hayata geçirebilmem için, zihnin çalışma süreçlerini bilmem gerekiyordu. Şöyle anlatmaya çalışayım.. Bir insan, nasıl oluyordu da benliğinde duyguları hissedebiliyordu? Bir şarkı, bir film, ya da bir roman duygularımıza giden o karmaşık yoldan nasıl geçiyordu? Güldüğümüz zaman neye gülüyor, ağladığımız zaman neye ağlıyor, şaşırdığımız zaman neye şaşırıyorduk? Her uyarıcı, her zaman, her bir kişiye aynı etkileri mi yapıyordu? Diyelim bir şiir, okunduğunda aynı duyguları mı canlandırıyordu bizde?

 

Duygu yoksunu bir cihaz, bilgisayar üzerinden böyle bir mucizeyi realize etmem ne garip bir çelişki. Ve tabi, becerebilirsem. İnsanı insan yapan bu vasfı değil miydi? Onu diğer canlılardan ayıran, "yoğun duygular" yaşaması değil miydi? İmage composer üzerinde bu duygu yansımalarını nasıl şekillendirebilirdim ki? Deli-divane arkadaşınız size o büyük aşkını ballandıra ballandıra anlatsa bile, yaşadığı o hayal alemini ne kadar hissedebilir/ anlayabilirsiniz ki?

 

Elbet bir çaresi vardır. Ben ümidimi yitirmeyeyim. Duygulara giden yolu mutlaka bulacağım. Televizyon başında insanları hipnotize edebiliyorlarsa, ben de bir resim üzerinden onları büyüleyebilirim.

 

gumanji

06/06/06 kemeraltı

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

Yazan:oglena | Tarih: 2006-06-08 23:39:51
Konu: duyguların resmi:))

har duygu bir renktir..müziği oluşturan notalarında rengi vardır.
size tavsiyem çalıştığınız konuyla ilgili bir müzik dinleyin.Frekansınızı yükseltmenin ve evrenle bağlantı kurmanın en güzel yolu.İki hafta önce gittiğim konser beni çok etkiledi hemen bir resin yaptım.hissettiğim şeyleri müziğin bana hissettirdiklerini tuvale aktarmaya çalıştım.resim sayfamda..aynı anda duyguların renginden bahsetmemiz raslantı mı:)).belki size bir yardımı dokunur..herşey dilediğiniz gibi olsun..

Düzenleyen oglena gün: 8/6/2006 saat: 11:41

Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »